Biz Cerrâhî cânlarıyız cân veririz Hayder'e,
(Biz Galibi cânlarıyız cân veririz Hayder'e,)
Hamse-i Âl-i-Abâ'ya, hem Evlâd-ı Kevser'e.
Cân ü bâşı fedâ kıldık ol Fâtih-i Hayber'e.
Bende-i Şâh-ı Velâyet'tir bizim unvânımız,
Hazret-i Hayder-i Kerrâr pîrimiz sultânımız.

Ehl-i Beyt-i Mustafâ'nın hâkine yüz sürmüşüz,
Hamdülillah dü-cihânda Hakk'ı Hakk'ta görmüşüz.
Aşk yolunda sabr ile bir nice sırra ermişiz.
Bende-i Şâh-ı Velâyet'tir bizim unvânımız,
Hazret-i Hayder-i Kerrâr pîrimiz sultânımız.

Şâh-ı sırr-ı velâyettir ol şehinşâh, ey zâhid!
Çün buyurdu: "Ene ve Aliyyün min nûrin vâhid."
İşte Kur'ân, işte Hadîs şânına âdil şâhid.
Bende-i Şâh-ı Velâyet'tir bizim unvânımız,
Hazret-i Hayder-i Kerrâr pîrimiz sultânımız.

"Hel etâ" sûresinde Hakk zikreyledi şânını,
Ehl-i semâ tebcîl etti "Ebû Türâb" nâmını.
Severiz biz dostlarını, sevmeyiz düşmânını.
Bende-i Şâh-ı Velâyet'tir bizim unvânımız,
Hazret-i Hayder-i Kerrâr pîrimiz sultânımız.

"Lahmüke lahmî, demüke demî" buyurdu Resûl,
"Rûhuke rûhî" sırrında tecellî kıldı vusûl.
Ayrı gayrı vehmedende ma'rifet bulmaz husûl.
Bende-i Şâh-ı Velâyet'tir bizim unvânımız,
Hazret-i Hayder-i Kerrâr pîrimiz sultânımız.

İlim şehri Muhammed'dir, Ali anın bâbıdır.
Bu gerçeği anlayanlar tarîkat erbâbıdır.
Anınçün kim ehl-i irfân ayağı türâbıdır.
Bende-i Şâh-ı Velâyet'tir bizim unvânımız,
Hazret-i Hayder-i Kerrâr pîrimiz sultânımız.

Aşkî eder Haseneyn'e dâim arz-ı iftikâr,
Çün bilir ki sâkî-i Kevser'dir ol sâhib-vekâr.
"Lâ fetâ illâ Alî, lâ seyfe illâ Zülfikâr."
Bende-i Şâh-ı Velâyet'tir bizim unvânımız,
Hazret-i Hayder-i Kerrâr pîrimiz sultânımız.

Güfte : Muzaffer Ozak (k.s.)
Beste : Muzaffer Ozak (k.s.)
Makam : Hicaz / Hay - Hu
Usûl : Sofyan
Okuyan : Muzaffer Ozak (k.s.) (Cerrahî)

Bütün İlahilere Bak 21. Yüzyılda Tasavvuf Nasıl Yaşanır?