Can ü dilde, hâne kıldın âkıbet
Sen beni virâne kıldın âkıbet
Şol aşkın zincirin tahrik eyleyüp
Sen beni divâne kıldın âkıbet

Dâne iken bağ-ı bostan eyledin
Dâneyi yüz dâne kıldın âkıbet
Dâne-i nâçiz idim ben zir-i hâk
Hâkı, pür kâşâne kıldın âkıbet

Hamr-ı vahdetten içirdin tab'ıma
Ruhumu peymâne kıldın âkıbet
Aşk-ı bî-pervâyâ mahrem eyledin
Akıldan bîgâne kıldın âkıbet

Cümleden kat eyledin çün gönlümü
Vâsıl-ı cânâna kıldın âkıbet
Hamr-ı vahdetten içirdin tab'ıma
Ruhumu peymâne kıldın âkıbet

Sâki-i gülzâr-ı cansın dembedem
Gönlümü meyhâne kıldın âkıbet
Ey Fakir-ullah bu Hakkı bendenî
Âşık-ı ferzâne kıldın âkıbet

Güfte : İbrahim Hakkı
Beste : Hüseyin Sebilci
Makam : Hüseyni / İllallah
Usûl : ?
Okuyan : Ubeydullah Sezikli

Sözlük:
(Âkıbet) Son, netice
(Dâne-i nâçiz) Değersiz tane
(Hamr-ı vahdet) Birlik şarabı
(Virâne kıldın) Yıktın
(Zir-i hâk) Toprak altında
(Peymâne) Kadeh, bardak
(Cünun) Cinnet
(Gülzâr) Bahçe, çiçeklik
(Dembedem) Her an
(Aşk-ı bî-pervâ) Pervasız, korkusuz aşk
(Bîgâne) Yoksun, yabancı
(Kat eyledin) Kestin
(Vâsıl-ı cânâna kıldın) Canana kavuşturdun
(Fakir-ullah) Allah'ın fakiri, kulun
(Ferzâne) Ârif, hekim (burada aşk ehli, bilge anlamında)

Bütün İlahilere Bak 21. Yüzyılda Tasavvuf Nasıl Yaşanır?