Gâlibî Tasavvuf
Galibi Tasavvuf konulu bu makalede, konuyla ilgili daha detaylı bilgi için, Hz. Pir’in yazdığı “Tasavvuf ve Zikrullah” adlı eseri inceleyebilirsiniz. Tasavvuf ve Zikrullah Kitap Linki
Tasavvuf: Nefsi Ayıklayıp Temizlemek Ve Ruhu Pak Ederek, Lahut Âlemine Yükseltmek Yoludur. Tasavvuf Dinin Dışında Değil Bizatihi Dinin Kendisidir. Tarikatlar Tasavvufun Kollarıdır. Mezheplerde Fıkhın Kollarıdır. Bunların İnkârı Cehalettir. İnsanı Hayvandan Ayıran Gönlüdür. Gönül Ise; Yaratanını Bilmesi İçin Allah’ın Kuluna Bahşettiği Rahmetidir, Aşkı İlahidir, Yaratılışın Sırrıdır. Gönlün Kemâlâta Ermesi; Tasavvuf ve Yaratanının
Isimlerini Kesir, Nihayetsiz Zikretmekle Elde Edilir.
Dünya ve ahirette mesut olmak istiyorsak yaratanımıza kul olmanın zevkine erme çabasında olalım. Rabbimize layık kul olmanın hazzından, zevkinden uzak durmayalım. Sonsuz rahmet-i ilahiden nasipli, ihya olmuş Rahmeti ilahiyeye vesile kılınmış bahtiyar kullarının saflarında bulunmak gayemiz ve zevkimiz olsun. Kulluk vazifemizi iman ve samimiyetle icra edebilmemiz gene yaratanımızın rahmeti olan mana ve gönül gözü ile görmek ve gerçeği lüzumu kadar bilmek. Rahmetinden mahrum eylemesin. Hazret-i Allah’dan lütfedilen tavır ve hareketlerimizle, lisan-i hal ile yakarmayı ve istemeyi bilelim. Nazar gâh-ı ilahi olan kalbe yolu uğramayan arzu ve isteklerin huzur-i ilahiden iltifat gördüğü ender görülür. Kalpten beyine geçen gönül yolu, Ehl-i halin Ehl-i aşkın yoludur. Beyinden kalbe akış ise ilmel yakından öteye yolu muhaldir. Muhammet Ikbal’in uyarısını gönül kulağı ile dinle, tefekkür et. Rahmet-i ilahi olan sebeplere tevessül etmeden maddeyi de manayı da elde etmek zehabına kapılmak safdillik olur. Bu saflık tertemiz safiyet değil, kusura bakma, salaklıktır.
“İlim toplayıp yığmışsın, gönlü ihmal etmişsin, o kaybettiğin servete acıyorum.”
Ey beni Âdem! Sen Âdem’e musahhar kılınan mahlûk ve eşya değilsin. Hazret-i Allah’ın bilinmesine vesile kıldığı, yaratılışın sırrı ve çekirdeğisin Diğer mahlûkata benzer yönün aşikâr, amma sen mana denizi insan olmaya müsait yaratılmış beni Âdem’sin. Aşk-i ilahiden yaratıldın. Yaratanını bilmeye müsait kılındın Aczini bildiğin kadar yaratıcını bilmene imkân ve fırsat verildi. Bu fırsatı bildiğin kadar yaratanına Hamd ederek, şükrederek, kesir zikrederek, emri-i ilahiye intibak etme zevki ile hayatını idame ettirmeye çaba gösteren, gerçeği hayatının her safhasında görerek, yaratıcına hayranlık duyan, sadık insan! Hiç şüphen olmasın, bu meziyetlerin hepsi şahit ki, sen yaratanına aşıksın. Aşk mana itibariyle ilahidir. Mecazi aşk olmaz. Mecazi olan istektir, arzudur. Nefsin ihtiyacıdır., Mecazi aşk özlemini duyduğu o nesneye vuslatla biter. İlahi aşk ise yakınlıkla artar. Vuslat da ilahi aşkın sonu değildir. Aşk-ı ilahinin tecellisi nefsin hazzının dışında, ruhun gıdası, yaradılışın sebebi hikmeti, insanlığın hal belgesi mana anlamı Tasavvuftur! Hazret-i Allah’ın tanzim ve tertip ettiği ile kullarını vazifeli kıldığı “Ey insan arzı ben yarattım sen düzene sokacaksın” hitabını hiç hatırdan çıkarmadan, emri-i ilahiye uygun, kulun aczine uygun, kulluğuna uygun vazifelerimizi iyi bilelim. Allah’ın tertip ve tanzimine teslimiyette kusur etmeyelim. Üzerimize terettüp eden kulluk vecibesini yerine getirmeyip, “bunu da, sana havale ediyoruz, bu işlemlerimizi de sen yapıver” diye köşeyi vahdete çekilip, aczini bilip, kulluğunun dışına çıkmayasın. Bu küstahlığın adına sakın “teslimiyet ve kulluğumuzun aczi, falan” diye ahkâm kesme. Yaptığının bu tembelliğine sakın tasavvuf, tarikat, şeriat, İslamiyet de demeyesin. Allah’ın emri hilafına yaşayanlarda küllü rahmet olan kıymetli sıfatlar bulunmaz. Gafil olma! Verilen Cüz’i iradeni de halik-i zül-Celal’e havale etmen kulluk dışıdır iyi bil! Cennet mekân vatan şairimiz Mehmet Akif merhum kul vazifesini bilemeyip tembellik ve bilgisizliğinden ötürü çirkin düşünceye kapılanların bu durumunu Safahat’ında ne güzel dile getirmiş. Bu hikmetli mısraların bizlerin de bu fikrin hayranı olduğumuzu değişmeyen fikrimiz ve tutumumuzla derviş kardeşlerime duyurmaya çalışıyorum örnek alına.
Kadermiş, öyle mi? Haşa, bu söz değil doğru,
Belanı istedin, ALLAH da verdi, doğrusu bu.
Çalış dedikçe şeriat, çalışmadın durdun.
Onun hesabına bir çok hurafe uydurdun.
Sonunda bir de tevekkül sokuşturup araya,
Zavallı dini çevirdin onunla maskaraya.
Bırak çalışmayı, emret oturduğun yerden.
Yorulma, öyleya, Mevlâ ecr-i hasen iken.
Yazıp sabahleyin evden çıkarken işlerini,
Birer birer oku tekmil edince defterini,
Bütün o işleri Rabbım görür, vazifesidir;
Yükün hafifledi, sen şimdi doğru kahveye gir.

Çoluk çocuk sürünürmüş, sonunda aç kalarak,
Hüda vekil-i umurun değil mi? keyfine bak!
Onun hazine-i in’amı kendi veznendir.
Havale et ne kadar masrafın olursa verir!
Silahı kullanan ALLAH, hududu bekleyen o,
Levazımın bitivermiş değil mi? ekliyen o!
Çekip kumandan altına ordu ordu melek,
Senin hesabına küffarı hak ile yeksan edecek.
Başın sıkıldımı kafi senin o nazlı sesin,
Yetiş! de, kendisi gelsin, ya Hızır’ı göndersin!
Evinde hastalanan var ise, borcudur bakacak:
Şifa hazinesi derhal oluk oluk akacak.

Demek ki her şeyin ALLAH, yanaşman ırgatın O:
Çoluk çocuk ona ait: Lalan, bacın, dadın O.
Vekil-harcın o, kahyan, müdir-i veznen O,
Alış seninse de mesul olan verişten O.
Denizde cenk olacakmış, gemin o, kaptanın O.
Ya ordu lazım imiş, askerin kumandanın O.
Köyün yasakcısı, şehrin de baş muhassılı O.
Tabib-i aile, eczacı, hasılı hepsi O.
Ya sen nesin? Mütevekkil! Yutulmaz artık bu!
Biraz da saygı gerektir. Ne saygısızlık bu?
Hüda’yı kendine kul yaptı, kendi oldu Hüda;
Utanmadan da tevekkül diyor, bu cürete ha?!…
Hazret-i Mevlana, Mesnevi Cilt I Beyit 2960 Ve Devamında Sure-i Fetih 10’uncu Ayetin Anlamını Peygamberimiz Efendimiz (S.T.A.V.) Hazret-i Ali (Kerremallahu Veçhe Hû )’ya ve Dolayısı İle Biz Aciz Ümmetlerine de İnsan Olmanın Sırrını Lütfedilen Rahmet-i İlahiyeyi Beyanları İle Ehl-i Zikrin, Ehl-i Aşkın Yollarında İhsan Edilmiş Rahmet Nurunu Açık Gösterdiler…
Peygamber Efendimiz (S.A.V.) Hazreti Ali (R.A) Buyurdular Ki: Ya Ali Allah Aslanısın, Kuvvetlisin, Korkmazsın, Yüreklisin , Fakat Aslanlığına Dayanma, Güvenme Ümit Ağacının Gölgesine Sığın, Hiç Kimsenin Rivayetlerle, Masalllarla Yoldan Ayıramayacağı, Akil Bir Mürşidin Gölgesine Gir…
Yer Yüzünde Onun Gölgesi Kaf Dağı Gibidir. Ruhu Simurg Gibi Çok Yükseklerde Uçmakta, Yücelerde Dolaşmakta… Kıyamete Kadar Onu Övsem, Söylesem Tükenmez… Bu Övüşe Bir Kesim, Bir Son Arama. Güneş İnsan Sureti Ile Yüzünü Örtmüştür; İnsan Suretinde Gizlenmiştir. Artık Sen Anlayıver. Doğrusunu Allah Daha Iyi Bilir.
Ya Ali Sen Allah Yolundaki Bütün İbadetler İçinde Allah’ın Rahmetine Ulaşmış Kişinin Gölgesine Sığınmayı Seç.
Herkes Bir Çeşit İbadete Sarıldı, Kendisi için Bir Türlü Kurtulma Çaresine Yapıştı.
Sen Akil Bir Mürşidin Gölgesine Kaç Ki, Gizli Gizli Savaşan Düşmandan Kurtulasın.
Bu Hal Senin İçin Bütün İbadetlerden Daha İyidir. Bu Suretle Yolda İlerlemiş Olanların Hepsini Geçer, Hepsinden İleri Olursun.
Gâlibî Tasavvuf ve Sufi Yaşam Biçimi
İlahi aşkın peşinde bir yolculuk: Gâlibî Tasavvuf nedir? Bu makalede tasavvufun temel prensiplerini, sufi yaşamın inceliklerini ve manevi arayışın yollarını keşfedin.
Konuyla ilgili, Pir-i Gâlibî’ sohbet videolarını izlemek için de, Gâlibî Vakfı’nın YouTube kanalını ziyaret edebilirsiniz.
İlgili Konular
Mehmet Akif Ersoy – Safahat (PDF) Bu makalede bahsedilen, merhum vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un tevekkül konusundaki hikmetli mısralarının yer aldığı Safahat eserine baş taraftaki bağlantıdan PDF olarak ulaşabilirsiniz.(Sayfa : 656)
